Bu temel kaybolduğu için bugün astrolojiye gök cisimlerinin gökyüzündeki konumlarından başlanıyor. Oysa astrolojide binlerce yıldır kullanılan teknik sıralama bu değildir.
Astroloji gökyüzünden değil, yeryüzünden başlar. Önce yerde ne olup bittiği konuşulur: savaş, barış, evlenme, boşanma, iflas, zenginleşme, hastalık, sağlık vesaire.
Daha sonra kişinin ruhsal durumuna, günümüzün diliyle psikolojisine bakılır. Hangi durumlarda nasıl düşünüyor? Neyle karşılaşınca nasıl tepki veriyor? Bunlar onun hayatını nasıl etkiliyor?
Daha sonra kişinin haritasına bakılır. Kişinin haritasına bakılırken “Yarın ne olacak?” diye bakılmaz. “Bu insan dünyaya niye gelmiş?” diye bakılır. Ay, Güneş, Ay Düğümleri ve Satürn ile anlaşılabilecek bazı ipuçları bulunur. Sonra bunlar kişinin şu anki davranışlarıyla karşılaştırılır. Böylelikle kişinin dünyaya gelme sebebinden nerelerde saptığı bulunur. Bu bulgu, anlayabilecek kişilerle paylaşılır. Ne dediğinizi anlayamayacak insanlarla paylaşılmaz.
Bu paylaşım eskiden çok büyük bir sorun değildi. Çünkü astroloji saraylarda yapılırdı. O zaman da astroloğu herkes anlamazdı. Astrolog, karşısındaki kişiye uygun bir dille bunları anlatırdı.
Ancak insanoğlu ısrarla geleceği sormuştur. Astrolog geleceğin nasıl şekillendiğini bilir. Ancak bunu istese de anlatamaz. Çünkü gelecek insan eliyle şekillenir. İnsanlar geleceği yaratırlar.
Astrolog bunu insanlara anlatmaya çalışsa da insanlar kendileri dışında bir güce bel bağlamaktan kendilerini alıkoyamazlar. Yıllar sonra Freud, Jung, Marx ve daha birçok akıllı adam bunu incelemiş ve sebeplerini anlamaya çalışmıştır. Ürünlerini de bu konu üzerine vermişlerdir. Ancak insanların çoğuna bunu anlatmak mümkün olmamıştır.
Sözün kısası; astroloji, gelecekte ne olacağını belirleyen bir bilim değil, insanı insana anlatmaya çalışan ezoterik öğretinin bir parçasıdır. Ancak yanlış anlaşılır ve yanlış kullanılır. Bu yüzden insanlar bununla bir yere varamazlar. Ancak bu söylediklerim anlaşıldığında astroloji insana hizmet etmeye başlar.